|
ERZURUM
NENE HATUN KİMDİR...?
Erzurum'un Nenehatun köyünde 1857'de doğdu. 20 yaşında, 1877 - 78 Osmanlı - Rus Harbi'ne katıldı. Elinde baltasıyla erkeklerle savaşıp, ozellikle Aziziye Tabyaları'ndaki savaşlarda halka öncülük etti. 1955'te Nenehatun köyünde oldu. Ayni yıl Anneler Annesi seçildi.
ŞEYHÜLİSLAM MUSA KAZIM EFENDİ
1858 yılında Tortum ilçesinin Pehlivanlı köyünde doğmuştur. Balıkesir'de başlayıp Konya'da devam ettirdiği medrese tahsilini İstanbul'da tamamladı. Mektep-i Sultani'de Darülmuallimin de ve Darülfünun da hocalık yaptı. Meclis-i Ayan üyesi iken, 1910 yılında Şeyhülislamlığa getirildi. Dinler tarihi konusunda makale ve çevirileri vardır.
ŞÜKRÜ PAŞA
1857 yılında Erzurum'da doğmuştur. Henüz ilkokul sıralarında iken çalışkanlığı ve üstün kabiliyeti ile dikkati çekmiştir. Fransızca, Almanca ve İngilizce bilmektedir.
Yine genç yaşlarında Matematik dalında bir kabiliyet olduğu kanıtlanmıştır. Aynı zamanda Darüşşafaka'da öğretmenlik yapmıştır. Yetiştirdiği gençler arasında Salih Zeki gibi değerlerinde bulunduğu görülmektedir.
Mesleği olan askerlikle ilğili ilmi ve fenni eserler vermiş, hakkı teslim edilen kılıcı ile seçkin bir komutan olmuştur.
Şükrü Paşa Çanakkale'de görevli iken, Balkan savaşı'nın çıkması üzerine Edirne müstahkem mevkii komutanlığına getirilmiştir.
1912'deki Birinci Balkan Harbinde Edirne'yi kahramanca savunmuş dost ve düşman herkesin takdirini kazanmıştır. 1915 yılında ölen Şükrü Paşa'nın naşı, Müttefik kuvvetler komutanlarının katılmasıyla büyük bir askeri tören düzenlenerek İstanbul'da toprağa verilmiştir.
RÜŞTÜ PAŞA
Rüştü paşa, 1872 tarihinde Erzurum'da doğdu. 1893'de harp okulu'nu topçu subayı olarak bitirdi. Balkan savaşına katıldı. 1.Dünya savaşında Kolordu topçu komutanlığı, 9.Kafkas Tümeni komutanlığı yaptı.
Kurtuluş Savaşı'nda 3.Kafkas Tümen Komutanlığı görevinde bulundu ve 1921 yılında genarelliğe yükseldi. Daha sonra 9.Kafkas Tümeni komutanlığına atandı. Bilahare 9.Kolordu komutanlığına atana Rüştü paşa, bu görevdeyken Ağusto 1923 tarihinde Erzurum milletvekili seçildi.
Halk fıkrası meclis grubunda yer alan Rüştü paşa adının İzmir suikastine karışması dolayısıyla 1926 yılında idam edildi.
ÖMER NASUHİ BİLMEN
1884 yılında Erzurum'un Salasor köyünde doğdu. Küçük yaşta babasını kaybeden Bilmen amcası Hilmi efendinin himayesinde büyüdü. Tahsilini amcasından ve Erzurum müftüsü Narmanlızade Hüseyin Hakkı efendinin yanında yaptı.
Hocalık vazifesine 1928 yılında Darül-hilafetül Aliye medresesinde Fıkıh müderrisliği ile başladı. Daha sonra Mahkeme-i Temyiz Şeriye dairesi Heyet-i Telefiye azalığına müteaakiben Meclis-i Tetkikiye-i Şeriye azalığına, oradan da İstanbul Fetvahanesi Müsetviliğine tayin edildi.
1943 senesinde İstanbul müftülüğüne getirilen Bilmen 17 yıl bu görevde kaldı. 1960 senesinde Diyanet işleri başkanlığına getirildi. Darüşşafaka lisesinde öğretmenlikte yapan Bilmen, İstanbul yüksek İslam enstitüsünde uzun yıllar kelam dersleri okutmuştur.
İslami edebiyatla ve şiirlede yakından ilgilenen bilmen daha çok İslam ahlakı, İslam Fıkıhı, Tefsir ve Hadis konularında da eserleri bulunmaktadır. Son devrin yetiştirdiği bu büyük din alimi 12 Ekim 1971 tarihinde vefat etti.
Eserlerinden bazıları:
Hukuk-ı İslamiye ve İstilahat-ı Fıkıyye kamusu
Kuran-ı Kerim'in Türkçe meali alisi ve tefsiri
Büyük İslam ilmihali
İlmi Tevhit
Yüksek islam ahlakı
Nushetü-l ervah
Muvazzah ilm-i Kelam
ALVAR İMAMI MUHAMMET LÜTFİ EFENDİ
Alvar İmamı Hacı Muhammet Lütfi Efendi 1869 yılında Kındığı köyünde dünyaya gelmiştir. Babası Hacı Hüseyin efendi, annesi Seyyide Hatice hanımdır.
Tahsilini babası Hacı Hüseyin efendi'nin yanında tamamlayan Muhammet Lütfü Efendi 1893 yılında Hasankale'nin Sivaslı Camiine imam olarak tayin edilmiş, bilahare babası ile birlikte Bitlis'e giderek Hacı Pir-i Küfrevi Hazretlerinin dergahına intisap etmiştir.
Daha sonra Erzurum'a dönen Muhammet Lütfi efendi Erzurum'un Dinarkom köyünde imam olarak görev yapmış, 1. Cihan savaşı başlangıcında Erzurum'a dönmüş, bir müddet de Tercan'ın Yavi nahiyesinde hizmet vermiştir. Kurtuluş şavaşında müfrezeler kurark savaşa iştirak etmiştir. 1939 yılına kadar Alvar köyünde oturan Muhammet Lütfü Efendi Erzurum'a gelerek Mehdi efendi mahallesinde ikamet etmiştir.
Kendisini ziyaret gelen herkese daima hüsn-i zan etmeyi hiç kimseyi incitmemeyi, hiçbir ferdi hor görmemeyi ve alırken-satarken insaflı olmayı salıklar, şarhoşları dahi huzuruna kabul eder, fasik, salih diye ayırım yapmaz, herkese teveccühte bulunur ve taltifleri ile memnun ederdi. Muhammet Lütfü efendi kimsenin kalbini kırmamış bir İnsan-ı Kamil idi.
Şairliği de olan Muhammet Lütfü efendi'nin birçok şiirleri vardır.
Erzurum destanı
İnsan sevgisi
Özlem- Ramazan
Dünya görüşü
Maniler ve Ferdler
Mevlayı sevmek, şiirlerinden bazılarıdır.
Fethullah Gülen
1942 yılında Erzurum'da doğdu. 1968 yılında Izmir merkez vaizi oldu. Aynı yerde Imam Hatip ve Ilahiyat Öğrenci Yetiştirme Derneği Kestanepazarı Kur'an Kursu'nda öğreticilik yaptı. Bu dönemden başlayarak çok sayıda eğitim ve hayır kurumunun organizasyonuyla ilgilendi. 19 Ocak 1994'te kurulan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nin kurucuları arasında yer aldı. Toplumsal uzlaşmanın sağlanması ve Islam'ın hoşgörülü tavrını anlatmak için yurt içinde ve dışında değişik kurum ve kişilerle diyalog arayışı içinde oldu. Türk Dünyası başta olmak üzere bir çok ülkede okullar açtı ve Türk kültürünü anlatma çabası içinde oldu. Halen sağlık nedenleriyle ABD'de bulunuyor.
http://www.ibrahimerkal.net/
İBRAHİM ERKAL
(1967)
Erzurumun Narman İlçesinde doğdu. Altı kardeşin en büyüğüdür. İlköğrenimini ve liseyi Narmanda tamamladı. Müziğe, kendi kendine daha ilkokulda bağlama, mandolin ve flüt çalarak adım attı..
Liseden sonra Ankarada Musa Eroğlu Müzik Eğitim Merkezi;nde solfej ve nota dersleri almaya başladı.; geceleri ise Ankaranın çeşitli yerlerinde sahne alıyordu..
Askerliğini 1987-88 yıllarında İstanbul Kalender Ordu Evinde solist olarak bitirdi ve Erzuruma geri döndü.
Ancak kısa bir süre sonra bir pantolon bir ceket bu defa başka amaçlarla İstanbulun yolunu tuttu.
(1989)
İstanbulda Nişantaşında garsonluk yaparken bir yandan da Telden Dile Müzik Merkezinde eğitimine devam etti. 1991 yılında Piyanist ve Udi olarak sahneye çıkmaya başladı.
1992 yılında Tekirdağ ve Kumbağ ilçesinde aynı şekilde bir yıl çalıştı. Bu esnada ilk albümü TUTKUnun şarkılarını tamamladı.
1992nin sonunda Tekirdağdan İstanbula dönüp Telden Dile Müzik Merkezindeki öğretmen arkadaşları ile Tutku albümünü yaptı. Elinde hazır albümüyle hayatında ilk kez Plakçılar Çarşısına gitti.
(1993)
Eserlerini bir çok plakçıya dinletmesine rağmen olumlu bir sonuç alamadı. Vazgeçip Erzuruma dönmek üzereyken rastlantı sonucu İskender ULUSla tanışan İBRAHİM ERKALın, gerçek müzik kariyeri başlamış oldu.
TUTKU albümü çıktıktan sonra solist olarak çalıştığı Merhaba Restorandaki işini bırakıp, yeni albüm ve yeni bestelerine konsantre olmak üzere kolları sıvadı.
1994te İkinci albümü SIRA BENDE - AKLIMDASIN ı piyasaya çıkardı. Televizyonların, radyoların kapıları bu albümdeki hit şarkılarıyla açıldı ( KAHRETSİN AKLIMDASIN, SEVMESEN DE OLUR, BEKARLIK, İNSAFSIZ vs. ).
Hemen ardı sıra GÖNLÜNÜZE TALİBİM adlı üçüncü albümü çıktı. Tüm Türkiyeyi saran CANISI şarkısı ile Canısı akımı başladı. Aynı albümden daha birçok eseri dillere dolandı. (YALNIZIM, UNUTMAYACAĞIM, ADAM GİBİ, ERZURUMA GEL, BENDE İSTEREM, A BEBEĞİM vs. )
90 dakikalık Temel GÜRSUnun yönettiği CANISI filmi ve ardından 26 bölümlük CANISI dizisi televizyonlarda rating rekorları kırarak defalarca yayınlandı.
Bu süre zarfında İbrahim Erkal besteleri, şarkıları Müzik Piyasasında aranılan melodiler olmaya başladı. Zara, İzzet Yıldızhan, Vahdet Vural, Zeynep, Murat Yıldız, Kader, Hülya Avşar, Metin Şentürk, İbrahim Tatlıses, Ayhan Aşan, Yudum, Umut Yılmaz, Burhan Çaçan sanatçının eserlerini verdiği isimlerden bazıları oldu.
1997de SIRILSIKLAM adlı dördüncü albümü ile olağan üstü satış grafiği yakaladı. Akabinde Temel GÜRSUnun yönettiği 32 bölümlük SIRILSIKLAM dizisi ile başarısını devam ettirdi.
DE GET YALAN DÜNYA Beşinci albümüydü. ERKAL bu albümde NASIL SEVMİŞTİM, DE GET, SEVİN GÖNÜL gibi kendi eserlerinin yanı sıra SARI GELİN, HELE DADAŞ gibi halk Türkülerini yorumlayarak çıtasını hiç düşürmedi.
Başarılarını 2001 yılında çıkan SU GİBİ albümü ile pekiştirdi.
2002de BEN BU ŞÖHRETİ SEVMEDİM adlı şiir kitabı ve aynı yıl AŞK NAĞME adlı 7. albümünü çıkardı.
Son albümü GÖNÜL LİMANI aynı zamanda evlilik ve bir kız, bir oğlan, 2 çocuk getirdi.
Hobileri arasında seyahat etmek, fotoğraf çekmek ve bahçesi ile ilgilenmek yer almaktadır.
Bunun akabinde fobileri; yükseklik ve aşırı hızdır.
Arif Sağ
1945 yılında Erzurum'un Aşkale ilçesi Dağlı köyünde dünyaya gelen Sağ, küçük yaşlarından itibaren saz çalmaya başlar... İstanbul'a gelir ve Aksaray Musiki Cemiyeti'nde Nida Tüfekçi' nin öğrencisi olur. Müzikal altyapısını kısa zamanda oluşturmayı başarır. 1960 ve 70'li yıllar Arif Sağ için müzikte arayış yıllarıdır. (Bu arayış bugünde devam etmekte...) Arif Sağ'ın, bu dönemin toplumsal hareketlerinin müzikle bağdaşan yanlarından çok, piyasadaki ve resmi kurumlardaki müzik uygulamalarına ağırlık verdiği söylenebilir. 60'lı yılların sonunda TRT Kurumuna (İstanbul Radyosu) bağlama sanatçısı olarak başladığı yıllarda Sağ'ın piyasadaki faaliyetleri de devam etmektedir. 45'lik plak dönemi olarak adlandırılan ve yaklaşık 20 yıl devam eden bu sürecin en parlak simalarındandır Arif Sağ...
Çeşitli sanatçılara bağlamasıyla eşlik etmesinin yanında, yine bu dönemde bestelerini de pek çok sanatçıya okutur. Bununla birlikte kendi çalıp okuduğu plakları da vardır. Yapılan müzik bugünkü terminolojiyle bir tür arabesk-fantazi benzeridir; bestelerinde ise yerel motifleri(yer yer pasajları) çok sık kullanır. Bu da onun halk müziğinden kopamadığı gerçeğinin bir başka göstergesidir. 1976 yılından itibaren Türk Müziği Devlet Konservatuarı'nda (İTÜ) öğretim görevlisi olarak çalışamaya başlayan Sağ, bu görevinden 1982 yılında ayrılarak özel çalışmalara ağırlık verdi. Bir çok ünlü sanatçıya kaset çalışmalarında yardımcı olur. Bu özelliğinin yanında 10'dan fazla kasette sanatçı olarak da ayrıca yer alır. "Muhabbet" serisi, "Resital I ve II", "İnsan Olmaya Geldim", "Halay", "Duygular Dönüştü Söze" albümlerinden bazılarıdır.
Yukarıda belirttiğimiz gibi halk sanatçılarının tümü anonim bir karakter taşır. Özellikle müzik alanında kişisel renklere ve üstün yeteneklere çok rastlanmasına rağmen, bağlama çalgısında bir ekol yaratan sanatçı sayısı parmakla sayılacak kadar azdır. İşte bunlardan birisi ve -şimdilik - sonuncusu Arif Sağ'dır. Bağlamaya teknik bakımdan hakim olduğu kadar Arif Sağ'ın icrası yerel tavırlar, repertuar ve duygu bakımından da zenginliklerle doludur. Bu albümle Arif Sağ'ın bağlamasından çıkan sihirli seslerin dünyasında kısa bir yolculuk yapmak mümkün olacaktır...
|